Sanatçılar yaratılarında ifade aracı olarak kendilerine
en uygun buldukları teknikleri tercih ederler.
Teknik tercihleri ne olursa olsun ortaya konan yapıtın,
sahip olması gereken plastik ve estetik öğeler
o yapıtın değerini ortaya koyar.
Bu pentürde de böyledir ve heykelde de…
Kuşkusuz benim tercihim olan baskıresimde de.
Baskıresimle ilk kez, ilk öğretmen okulu yıllarımda tanıştım. (1969)
Gazi Eğitim Enstitüsü çıkışlı resim öğretmenimiz
bize, yabancısı olduğumuz baskıresmi tanıtıp,
bir kaç uygulama yaptırmıştı.
Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-iş bölümü
sınavlarını kazandım. (1971)
Burada üç yıl boyunca Mürşide İÇMELİ’ nin
öğrencisi oldum ve sürekli baskıresim yaptım.
Tabii çalışma koşullarımız zordu
ve özellikle malzeme sıkıntısı
(boya ve kağıt) çok çekerdik.
Ancak ben ve diğer arkadaşlarım
büyük bir heyecanla durmaksızın üretirdik.
Yarışmalı Devlet Baskıresim Sergilerine
ilk kez bir yapıtımla daha o yıllarda,
öğrenciyken katılmıştım. (1974) Serginin açılışı
için adıma gönderilen davetiyenin ben de
yarattığı heyecan ve coşkuyu hiç unutamam.
Bu baskıresime duyduğum ilgi ve heyecan
hala devam etmekte ve kendi olanaklarımla
düzenlediğim atölyemde çalışmalarımı sürdürmekteyim.
Baskıresim pentüre göre tekniğe,
araç ve gereç donanımına daha çok gereksinim
duyan bir sanatsal ifade aracıdır.
Baskı presleri, kurutma rafları, boya ve kağıt dolapları,
asit küvetleri, kalıp hazırlama ve boya verme masaları vb.
gibi tüm donanımları gerektirir.
Bu zorlu atölye koşulları nedeniyle de,
baskıresim sanatçılarımızın sayıları çok azdır.
Tabii ki ben bu konuda kendimi şanslı görüyorum.
Şimdiye dek 8 kişisel sergi açtım.
Pek çok yarışmalı sergilere katıldım.
(Devlet Baskıresim Sergileri, DYO ve Şeref Akdik
sergileri ile uluslar arası trianeller)
1995 ve 2006 yıllarında olmak üzere iki kez
Devlet Başarı Ödülü aldım.
Baskıresim teknikleri içinde de (neredeyse tümünü denedim)
kendime en uygun teknik olarak gravürü buldum.
Bu tekniği zorlayarak gravürler yaptım.
Daha sonra linolbaskıya yöneldim.
Üç sene kadar süren bir uğraşı sonucu sadece
siyah-beyaz linollerden oluşan bir proje sergisiyle
bu dönemi tamamladım. Siyah-beyazı tercih etmemin
nedenleri arasında, siyah-beyazın gücü ve
dinamizmi ile linolün yumuşak, plastik yapısı
(doku çeşitliliğine, spontane çalışmaya olanak vermesi
ve betimleme sırasında oyma bıçaklarına sağladığı esneklik)
gibi etkenler vardır.
Artıyla eksi, sıcakla soğuk, geceyle gündüz,
doluyla boş ve siyahla beyaz, birbirlerini reddeden
ancak kendi varlığının, ötekinin varlığına bağlı olduğu,
zıt uçlardaki değerler sorgulamaya çalıştığım konulardır.
Ayrıca, linolbaskılarımda sahip olduğum
lekeci yaklaşımımın, sanat görüş ve anlayışımın
temelini oluşturduğunu düşünürsek,
siyah-beyazın benim için ne denli önemli
bir faktör olduğu hemen anlaşılır.
Dış dünyadaki objeleri, ışıktan yoksun bırakarak,
formlarını göz ardı ederek onları salt biçim düzeyine
indirgeyerek ve bazen de soyutlayarak kalıplara
aktarmak, benim baskıresim sanatına
yaklaşımımı oluşturur.
Sanatçıyı içinde bulunduğu toplumdan
ayrı düşünmek mümkün değildir.
Her sanatçı içinde yer aldığı toplum ve
onun kültüründen beslenir. Sanat ve dünya görüşü
bu ölçütlere göre oluşur.
Benim baskıresimlerimde de öyledir.
Ortaya koyduğum yapıtlarımda
Anadolu ve Akdeniz insanı olduğum kolayca anlaşılır.
Kültürümüz, sahip olduğumuz tarihsel değerlerimiz,
baskılarımda bir şekilde ifade edilirler.
İlk anda izleyicide soyut izlenimi uyandırsa da,
bütünü oluşturan öğelerin her biri Anadolu’yu çağrıştır.
Baskılarımda dış gerçekliğe bağlılık
temel hareketi oluşturur.
Bu görsel oryantasyonun sonucu gibidir.
Lekesel değerlerin uyumu ve sağlamlığı,
dış dünyaya göre bizim konumumuzu yansıtan
içsel bir yönelişi gösterir.
Bununla aradığım şey öncelikle dengedir.
Karşıt öğeler birbirleriyle çatışırlarken,
aynı zaman da dinamizmi ve coşkuyu da yaratmış olurlar.
Her sanat yapıtı düşünce dünyasına özgü kodlar
ve semboller taşır. Nesneler arasındaki gerilimlerden
oluşan bu kodlar bazen algı yanılmasına
neden olabilirler. Karşıtlıklar bu görsel kodların
algılanmasını kolaylaştıran bir rol üstlenerek
anlatılmak istenen konuya açıklık getirir.
Bu karşıtlıkların bir görevi de yapıtlarımdaki
kurgudan kaynaklanan iç dinamizm nedeniyle,
aktarmak istediğim konuya heyecan katmasıdır.
Baskıresimlerimdeki bu dengeli karşıtlıklar,
yapıtı oluşturan öğelerin birbirleriyle
kurdukları ilişkiler sayesinde,
belli çağrışımlar yaparak özgür düşüncemin
sınırlarını izleyiciye sunarlar.
Bugün çalışmalarımı baskıresim,
grafik tasarım ve fotoğraf alanında sürdürüyorum.
Aynı zamanda da Dokuz Eylül Üniversitesi,
Buca Eğitim Fakültesi Resim bölümü,
Öğretim üyesi olarak görevime devam ediyor ve
Grafik Tasarım derslerini yönetiyorum.
-/-
